Kova çağı, Covid 19, Komplo Teorileri ve Uyanış

Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , , , ,

Benim çok sevdiğim çok yakın bir dostum var, canım Yunanlı, geçenlerde bana yine o videolardan bir tane gönderdi ve hararetle lütfen izle dedi. O videolardan dediğim, son zamanlarda hepinizin bir şekilde duyduğu, karşılaştığı hani  ‘conspiracy theorist’ dedikleri  ‘komplo teoricileri’ne ait Covid 19 konusundaki videolar. Bu videolarda genelde Covid 19 salgının toplumları kontrol etmek için devletlerin başındaki otorite tarafından (veya dünyayı yönetenler, ki bu ara Bill Gates çok popüler) bilinçli olarak çıkarıldığı ve işte bu duruma isyan etmenin, aydınlanma yolunda, uyanma yolunda insanlar için çok önemli olduğu falan anlatılmakta. Çok hoş, isyankar ve aydınlanma, uyanma gibi konuları çok severim, gerçekten, Uranüsüm bu konuda sağlam atar doğum haritamda. Ancak bu son videoda söylenen bazı şeyler karşısında gerçekten oturup yazmam gerektiğini hisettim. Önce arkadaşıma sonra da size.

Videoda konuşan kişi maya takviminden de tarihler falan verip 21.12.2020 bildiğimiz anlamda dünyanın sonu diyordu (evet 21.12.2020 de Jüpiter ve Satürn, sosyal olayların gezegenleri olarak 300 küsür yıl sonra Toprak elementi bir burçtan HAVA elementine geçiyor ve Kova’da buluşuyorlar. Bunu beklenen Kova çağı olarak da adlandıran pek çok kişi var. Adı mühim değil ama bu iki gezegenin KOVA da büyük kavuşum yapması elbette çok mühim bir astrolojik olay). Anlatıcı diyor ki efendim, dünya bu tarih itibarıyla kontrol çağına geçiyormuş. Yani devletler ve güçler bundan sonra tüm insanlığı kontrol altına alacaklarmış, covid de bunun başlangıcı imiş. Neymiş bugün maske takmadığın için yüzüne biber gazı sıkıyorlarmış, bu korkunçmuş, yarın da aşı olmazsan pasaportuna aşı damgası basılamadığından yurtdışına seyahat edemeyecekmişsin. Nasıl da hakların, özgürlüklerin kısıtlanmış buna baş kaldırman lazımmış, işte insanlar buna uyanıyorlarmış nihayet, çünkü bu devletlerin, otoritenin insanlığı kontrol etme devrini başlatıyormuş! Yapma noolur, biz zaten yüzyıllardır güç ve para tarafından kontrol ediliyorduk, bu dönem bunun başlangıcı değil, tam tersi bunun yıkılışının başlangıcı ve işte bu yüzdendir ki otorite ve güç son çırpınışlarında ellerinden geleni ardına bırakmayacaktır. Ama başlayan dönem KOVA’da yani bireyselliğin kutlandığı ama biresyel yetenek ve gücün TOPLUM ve İNSANLIĞIN hizmetine sunulduğu bir dönem olmak zorunda.  Kendinizi genel ile aynı hissetmek zorunda değilsiniz, farklı ve sıradışı olabilirsiniz ama bütünün iyiliğini korumak ve kollamak zorundasınız.

Arkadaşıma dedim ki, bu video daha ziyade başka birşeyi anlattı bana: bazı ayrıcalıklı ülkelerin vatandaşı olma ayrıcalığında yaşayan pek çok insan için evet gerçekten de uyanma zamanı, çünkü mesela benim ülkemde maske takmadığın için değil ama ağaçlar kesiliyor diye barışçıl bir protesto yaptığında da biber gazı sıkılıyor sana. Bir şeyi kutlamak istediğinde, mesela cinsel kimliğini, o zaman da. Ya da yürüyüş yaptığında hak ve adalet için, o zaman da. Hatta bizde sadece biber gazı değil, bol dayak ve sonunda hapis de var. Üstelik otorite ile anlaşamıyorsan komplo teoricisi diye adlandırılmana gerek yok, terörist demeleri yeterli.

Sonra sen pasaportuna aşı damgası alamayıp seyahat özgürlüğün kısıtlanacak diye haklı bir itirazdasın ama mesela benim ve benim gibi ülkelerde yaşayana milyonların seyahat özgürlüğü zaten yıllardır kısıtlanmakta. Mesele biz seninle tekno festivaline gitmek için Hollanda’da buluştuğumuzda (aaah ah birzamanlar gençtik 🙂 sen son dakika uçak biletini alıp Yunanistan’dan uçabilirken ben haftalar öncesinden vize başvurusu yapıyordum. Bu başvuruda da hakkımda ne kadar bilgi varsa, hesabımda ne kadar param varsa, hatta neredeyse ..çımda kaç kılım varsa onu bile belgelemek zorundayım. Yani pasaportumdan dolayı engellenmek benim için yine yeni bir şey değil. Zaten uçmayı da artık hiç sevmiyorum.

Anlayacağın bazı ülkelerde bazı insanlar için bu kısıtlanmalar endişe yaratıp isyan çıkartıyorsa eyvallah, demek ki bizi anlama yolunda ilerliyorlar, e bu da bir çeşit aydınlanma tabi!

Ama mesela ben de kendi  ülkemde başka fakir ülkelerle kıyaslandığında pek çok ayrıcalığa sahibim, bunun da farkındayım. Bu nedenle benim ayrıcalıklarımın başkalarına zarar verdiğini bildiğim her konuda dikkatli olmaya çalışıyorum. Aldığım üründen, kullandığım markaya, alışveriş yaptığım insandan kuruma kadar her şeyde arkasında ne kadar yanlışı ve zararı varsa (dikkat bu zarar bana değil, benden çok uzaktaki bir başkasına da) işte o zaman mutlaka uzak duruyor çevremdekileri de aynı konuda uyarıyorum. Ama elbette yüzde yüz olamıyorumdur, elbette hep bir eksiğim kalıyordur ama usanmadan, yorulmadan deniyorum. Yani ben de benim yaşamım ve tercihlerim yüzünden zorluk, baskı ve sıkıntı yaşayan diğer insanların yaşadıklarına, duygu ve tecrübelerine kendimi uyandırmaya çalışıyorum (mesela Suriyeliler, mülteciler 😦

Neyse dönelim yeni dünya düzenine, hani insanlığın kontrol altına alınacağı düzen! Şimdi buna uyanıyoruz ya, günaydın! Ama kontrol altında tutulmak yeni bir şeymiş gibi buna isyan bayrağı açıp, bunu da sağlık ve pandemi gibi hassas bir konuda kesin emin olmadığımız bir virüs karşısında belki de gerçekten başkalarını ve kendimizi fazlaca riske atarak yapmamız ne kadar akıllıca? İnsanlar zaten uzun yıllardır kontrol ediliyorlardı, hadi yapmayın bunu nerdeyse 3 yaşındaki çocuk bile söyler, hepimiz biliyoruz. Biz buna zaten çoktandır uyandık, asıl mesele bu uyanma hep kendimize dair endişe ve isteklerden kaynaklı idi. Yani BEN konusuydu hep. Oysa şimdi öğrenmemiz gereken konu, KOVA geçişi ile KOVA çağı da olacaksa bu, bu kez BİZ konusu. Yani BEN eşittir BİZ. Ben iyi olmazsam, sen de iyi olamazsın. Biz birlikte hareket edip, birlikte iyileşmezsek ve güçlenmezsek, ne sen ne ben başaramayız. Bana zarar veren dönüp dolaşıp seni de bulur. Sana yapılan haksızlık bugün görmezden gelirsem yarın bana da yapılır…gibi…gibi…gibi.

Ahan da konumuz, dersimiz budur. Yani isyansa, isyan, uyanışsa, uyanış, ama bu isyanın tek nedeni  ben maske takmıyorum sen benim maske takma özgürlüğümü kısıtlayamazsın ise o zaman DUR! Bu yine bencilce olmadı mı? Evet ben de maske takmaya bayılmıyorum, başından beri de çeşitli kaynakları okudum, insanlarla konuştum ve gerçekten gerekli mi değil mi kendi aklımla ve içgüdülerimle karar vermeye çalıştım. Ama ben sağlıklıyım, ya da bana bir şey olmaz diye takmayarak sosyal ortamda bir başkasına zarar verme ihtimalim varsa o zaman takarım arkadaş! İşte bu ben ve biz meselesine bakışım. Elbette kalabalıkların olmadığı ortamda, doğada veya açık alanda yakın mesafemde kimse yoksa çıkarmayı tercih ediyorum çünkü maske ile alınan nefeste aslında dışarı attığım havayı geri soluduğumun gayet farkındayım, aptal değilim. Uzun vadede bunun bana veya ciğerlerime zarar verme ihtimalini gayet kolay anlayabiliyorum. Ama isyanımı salt maske takmak üzerinden yapmam kadar saçma bir şey yok. Zaten maskeye gelene kadar ne çok başka isyan hakkım var bu ülkede kullanabileceğim, değil mi?

Bazı insanlar maske takarak oksijen soluma hakkının gittiğini düşünüyor olabilir ama biz o hakkı çoktan devretmiştik zaten, dakika başı üzerimizde uçan uçaklara doluşup doluşup en yakın şehre bile uçtuğumuzda. Mesela Çeşme’ye de havalimanı şart, yolları yaptık yetmiyor, doluşmamız lazım, di mi? Biz zaten kirli havayı dolu dolu soluyoruz yıllardır ama kimse buna isyan etmedi …mi acaba? Çevreciler ve bilinçli birçok insan etti ama onları kim sallar. Kardashianlar olsaydı başka…ki onların da modası geçti çok şükür. Her neyse demek istediğim şu an yepyeni ve taptaze bir OTORİTE ve KONTROL çağı geliyormuş fikrini ortalığa yayanlar aslında duruma daha yeni uyananlar…kendilerini öyle çok akıllı ve farklı göstermeleri beni biraz rahatsız etse de yine de birilerini uyandırabiliyorlarsa ne güzel.

Covid bir komplo mu, hepsi planlanmış mıydı, var mı yok mu? Çok mu önemli yani? Bakın ben size gerçekten var olduğunu bildiğimiz şeyler (çevre talanı, küresel ısınma, ekonomik eşitsizlik, çocuk istismarı, kadın istismarı, insan istismarı, EŞİTSİZLİK) üzerinden isyan etmeyi ve bu isyanı da öyle bas bas bağırarak meydanlarda değil, arkasını dolduracak şekilde hayatı yaşama biçimimizle, kararlarımız ve davranışlarımızla, birbirimize ilham vererek ve örnek olarak yapmayı öneriyorum. Yalnız, bunu yapmak konuşmak kadar kolay değil haa? Fedakarlık ister biliyor musunuz? Asıl mesele kaçımız bu fedakarlığa varız (maskeli veya maskesiz) ?