Etiketler

, , , , ,

Hamile olduğumu çok güzel geçen bir Çeşme tatilinin ardından, yaz sonunda İstanbul’a döner dönmez kendi yaptığım test ile öğrendim. Çok da şaşırmadım doğrusu çünkü tatilin son günlerinde kendimde ufak tefek tuhaflıklar hissetmeye başlamıştım bile. Bir kere her zamankinden daha çok uyuyordum ve genelde de yorgun hissediyordum, uzun zaman ara verdiğim ve hevesimi tatilde içmeye sakladığım alkol ve sigara eskisi kadar tat vermiyordu sanki ve her şeyden önemlisi mutlu bir aptallık, tatlı bir sakinlik hali içine girmiştim. Evet, evet, bir şeyler farklıydı ve eğer yanılmıyorsam bu farkı yaratan da yaz sonu gelmesini umut ettiğim bebeğimizdi 🙂

Test sonucunu öğrenir öğrenmez önce şöyle güzelcene bir ağladım; ağlamak serbest, hormonlar yükselişte ve insan buna ağlamasın da neye ağlasın değil mi? “Çok iyi yaaa….hamileyim” dedim kendi kendime. Sonra karnımın altına dokunup “Orada mısın? Ne durumdasın?” diye sorular sormaya başladım. Ve nihayet en sonunda “babana haber verelim” dedim. Eşim zaten olma ihtimalini biliyordu ama ihtimalini bilmek, ihtimaline hazır olmak ve istemek ile olduğunu duymak arasında meğer erkekler için çok büyük farklar varmış. Yani pek çok tecrübeden duyduğum, okuduğum öğrendiğim şey ilk telefonda benim de başıma geldi diyebilirim. “Emin misin? Önce bir doktora gitsek daha iyi değil mi? “ diye soran şaşkın ve soğuk bir ses! Yahu be adam ben sana baba olacaksın, hamileyim diyorum sen bana emin misin diye soruyorsun. Yahu bir sevin, çığlık at, ne bileyim tebrik et falan!!! O anda küçük bir dehşet haline düştüm ama merak etmeyin çabuk çıktım bu halden. Çünkü biliyordum böyle olabileceğini, duymuştum, okumuştum. “Amaaan be, ben de kızları ararım haber veririm, sonra da atlar anneme giderim, o zaten çıldırır şimdi; onlar bana iyi gelir” dedim ve sırayla en yakın kız arkadaşlarımı aramaya başladım.

Telefonları açtıkça çığlıklar ve sevinç nidaları duymak beni bir anda kendime getirmişti tekrar. Arkadaşlarım heyecanlanıyor, seviniyor, benimle birlikte ağlıyorlardı, sonra bildiklerini, tecrübelerini ve tavsiyelerini paylaşıyorlardı benimle. Ve işte o zaman anladım ki bu süreçte yalnız olmadığımı bilmek muhteşem bir duyguydu.

Eşimin heyecanıma dahil olması ise ilk doktor randevumuzda bebeği ekranda kendi gözleri ile görmesiyle, doktor hanımın onayıyla ve bebeğin kalp atışını duyması ile gerçekleşti. Bundan sonrasında gelip gelip göbeğimi sevip öpmesi beni her ne kadar mutlu ediyor olsa da ona gerçeği itiraf etmek zorundaydım “hayatım bebek orada değil, o öptüğün benim yazın yediklerimden kalan yağlar, göbek o göbek, bebek daha altta bak burada”.   🙂

Ben arkadaşlarıma, anneme, babama, bakkala, kuaföre, Hale, Jale, Lale ve tüm mahalleye haber vermekle meşgulken pek bir mutluydum. Oysa pek çok kadın riskli 3 ayı atlatmadan, yani bebek tutunmadan bu haberi eşinden başka kimseyle paylaşmak istemiyor. Ben bunu anlamakta güçlük çekiyorum ne yazık ki. Paylaşmanın hem heyecanınızı, hem inancınızı hem de isteğinizi arttırdığını düşünüyorum. Her işte olduğu gibi gebelikte de inancın ve isteğin çok etkili olabileceğine inanıyorum. Ayrıca zaten zor geçen bu ilk 3 aylık süreçte bunu güzel güzel paylaşıp, konuşmak varken kadınların işyerinde veya sosyal çevrelerinden bir yandan kusup, kötü hissederken diğer yandan gebeliğini saklamaya çalışmasının veya ortaya çıkmasından endişe duymasının da psikolojisine çok olumlu bir etki edeceği düşünmüyorum. Hamileliğinizin iyi gideceğine inanmak, bunu hissetmek ve bedeninize de bu mesajı vermek, hamileliğinizin gerçekten de iyi gitmesini sağlayacaktır. Tabii önce buna sizin inanmanız gerekir.Ama yine de her kadının sebebi kendine, herkes istediği gibi ilerlemekte serbest. Benden sadece söylemesi, önermesi 🙂

Haydin hayırlı olsun Pin, gebesin bakalım !!!

Reklamlar