Etiketler

, , , , , , , , , ,

            4 Eylül 2012- İlk doktor ziyaretimizi bugün yaptık eşimle. Testten beri ben çok heyecanlı, eşim ise halen tereddütte ve şaşkın idi. Bugün artık doktorumuzun da bebeği bir an önce onaylamasını ve ultrasonla bize göstermesini bekliyorduk. Öyle de oldu nitekim. Ekranda eciş bücüş çizgiler arasında doğru noktaya ulaşınca siyah minik bir kesecik gördük, içinde de minik beyaz bir mercimek. O mercimek bizim 6 hafta iki günlük bebeğimizdi ve sağlıklıydı. Eşim heyecanla ekrana bakıp, bir yandan da ayak parmağımı tutarken doktor hanım “bakın size ne dinleteceğim” dedi ve birden pek bir dinlediğimiz elektronik müzik parçalarından da bana pek tanıdık gelen bir tempoda “bum-bum-bum” kalp atışı sesi duymaya başladık. O an eşim de ben de çok heyecanlandık, muhteşemdi. Bebeğimizin kalp atışı benim tahminimce 100-110 BPM gibiydi ama heyecandan sormayı unuttum 🙂

            Peki bu hafta içinde bende ne gibi değişiklikler oldu?

  1. Koku hassasiyetim artmaya başladı. köpek gibi koku alıyorum ve 7 katlı apartmanda her katın ne pişirdiğini bile size eksiksiz sayabilirim. Çok mu hoş, hayır değil; ama henüz beni öğürtüp, kusturacak noktada değil
  2. Uyku da sınır tanımıyorum, koltukta, arabada, otururken, okurken ve konuşurken bile uykuya dalma olasılığım pek yüksek. Bir an geliyor ve sanki şırınga ile içimdeki tüm enerjiyi çekip alıyorlarmışçasına bitkin düşüyorum. Pek enteresan!
  3. Sabah bulantıları değil ama hafif bir bulantı eşliğinde sabahları ve gündüzleri bolbo yatıyorum; sonra akşam olunca daha iyi hissediyorum ve hatta akşamları arkadaşlarımızla yemeğe bile çıkabiliyoruz. Bu sevindirici
  4. Çok susuyorum, evde bir yalak olsa hayır demem. Ağzım devamlı kuru ve devamlı elimde su şişesiyle geziyorum. Ama bu da iyi çünkü bol su içmem gerekiyor. Bebek ilk 3 ay annenin deposundan beslenebiliyor, pek çok şeyi buradan tamamlayabiliyor ama su bunun dışında. İkimiz için de çok önemli o yüzden yaşasın su içmek.
  5. Geceleri daha sık tuvalete çıkıyorum, her uyanışımda şapır şupur kurumuş ağzımı su ile sevindiriyorum ve fazlaca gerçekmiş gibi gelen rüyalar görüyorum.
  6. Yemekler ile ilgili bir parça seçicilik başladı, vücut zaten kötü birşey istemiyor, bu konuda rahatım. Ne çay, ne kahve, ne abur cubur ne de paketli gıda arzum var. En çok kepek ekmeği, beyaz peynir ve elma ile mutluyum. Yalnız bazı yemeklerin fikri biraz içimi bulandırıyor, onlardan uzak duruyorum. Ama her zamanki gibi yine organik, ille de organik gıda tüketiyorum. Siz de bedeninize güvenin, o size ne istiyorsa onu söylüyor zaten.
  7. Ve evet tatlı bir duygusallık, mutlu bir aptallık halindeyim ve bu halimden de pek memnunum desem inanır mısınız? Bu ilk hafta içerisinde Steinbek’in Cennetin Doğusu adlı romanını bitirdim ama bitirene dek de her ölen kahramanın ardından ağlayıp durdum doğrusu. Kitabın iki ailenin 3 jenerasyonunu anlattığını söylersem basit bir matematikle kaç kişi ardından yas tuttuğumu tahmin edebilirsiniz.  İlk seferinde eşim niye ağlıyorsun diye sorduğunda “Hüüüüü…Samuel öldü” demiştim de adamcağızın yüreğine inmişti: “Kim öldü?”. Neyse sonra ona Samuel’in kim olduğu anlatınca halime güldü.

Mutlu aptallık dediğim hal, özellikle de aklını benim gibi fazlasıyla kullanan, çok okuyan, çok düşünen ve devamlı analiz eden biri için uzun soluklu bir tatil veya emeklilik gibi tatlı bir şey. Hiçbirşey ve hiçbir konu üzerine fazlasıyla düşünmüyor, düşünmek de istemiyorum, bazı şeyleri kolay unutuyorum ve bazı şeyleri hiç önemsemiyorum bile. Endişelerim yok, sorularım yok, plan bile yapmıyorum. Sadece bebeğimizi ve hamileliğimi düşünüyorum.

Soruyorlar:       “ Bebeğe isim düşündünüz mü?”

“Yoooo….daha vakit var nasıl olsa”.

“Sezeryan mı yoksa normal doğum mu?”

“Bilmem, bakarız. Hele biraz ilerlesin hamileliğim”.

“Evi değiştirecek misiniz? Bebek odası neresi olacak?”

“Hayırlısı, bakıcaz artık”.

Detayları düşünüp kendimi şimdiden yormaktansa, hissettiklerimle meşgul olmayı, hayal kurmayı, bebeğimi düşünmeyi ve mutlu şarkılar dinlemeyi seviyorum. Nasıl olsa bu süreçte yaşanması gereken her şey sırasıyla yaşanacak ve olması gereken her şey sırasıyla olacaktır.

Reklamlar