Etiketler

, , , , , , , , , , ,

Bu aralar fark ettim ki You Tube favorilerimde baya bir video birikmiş. Eskiden filmleri sırf bazı sahneleri yeniden izlemek, bazı sözleri yeniden duymak, bazı ifadeleri yeniden görmek için tekrar tekrar takar oynatırdım, şimdi ise teknoloji ve You Tube sağolsun bu sahneleri her daim el altında tutmak ve can çektikçe oynatıp yeniden izlemek mümkün. Ne güzel!

İşte arşivimde birikenlerden bazıları:

THE PEOPLE VS. LARRY FLINT – Freedom of Speech ile ilgili en güzel konuşmalardan biri. Film ise meşhur porno dergisi HUSTLER’ın sahibi Larry Claxton Flynt Jr.’ın gerçek hayat hikâyesini ve Hustler üzerine verdiği hukuk mücadelesini anlatıyor. Woody Harrelson tek kelimeyle muhteşem, Edward Norton ise bu sahnede olduğu gibi harika. Courtney Love’da unutulmaz. Bu sahnede bahsi geçen herşeyin memleketimiz için de ne kadar geçerli olduğunu düşünmeden edemiyorum!

ÇALGI ÇENGİ – “Salih ve Gürkan, düğün, kına gecesi gibi organizasyonlarda müzisyenlik yaparak hayatını kazanan Ankaralı iki teyzeoğludur” diye başlıyor filmin özet yazısı. Gerisini merak eden, keyifli bir film izlemek isteyen herkese tavsiye ederim. Benimse en çok hoşuma giden, içime dokunan hatta gözümde bir damla yaşla yüzümde gülümsemeyi aynı anda ortaya çıkaran bu sahneyi çok seviyorum.

IT’S ALL GONE PETE TONG– Benim gibi elektronik müzik sevenlerin arşivinden çıkmayacak bir film de budur. Ibizanın efsane Dj’i Frankie Wilde sağır olursa ne olur? Süper bir film ama anlayana demeliyim sanırım. İşte Frankie’nin sağır-dilsiz eğitmeni ile içki keyfi sahnesi…

ve aynı filmden en çok güldüğüm sahne:

ve son olarak aynı filmden bir efsane:

Hazır elektronik müzik dinleyenler arşivi demişken bir sahne de BERLIN CALLING (PAUL KALKBRENNER) filminden olsun!

O zaman şimdi de şööle eskilere gidelim. Ben Boğaziçi’ndeyken (şimdi ne yazık ki rahmetli oldu)  çok sevdiğimiz birtanecik Cem Taylan hocamızdan “American Drama” derlseri almıştım. En sevdiğim derlserden biriydi çünkü beraber Eugene O’Neill, Arthur Miller ve Tennessee Williams gibi büyük üstadların oyunlarını okur sonra da sinemaya uyarlanmış hallerini izlerdik. Sonra da saatlerce konuşur, tartışır, yorumlardık. Çok güzel zamanlardı. İşte o derslerden birinde izlediğimiz ve Elizabeth Taylor’a da beni aşık eden meşhur “WHO’S AFRAID OF VIRGINIA WOOLF” filminden çok etkileyici bulduğum bir sahne.

Sanırım şimdilik burada ara vereceğim yoksa bu yazı sayfalarca video ile devam edecek. Belki de ara sıra filmler kategorisi altında bunları paylaşmaya devam edebilirim. Belki içinden bir sahne sizi de vurur, veya merak edersiniz veya zamanında sizi de çok etkilemiştir de yeniden izlemek, hatırlamak hoşunuza gider, ne bileyim işte 🙂

Reklamlar