Etiketler

, , , , ,

Şimdi bu sevmek işi acayip bir şey.

Sevdiysen gerçekten seveceksin, sevmiyorsan da seviyorum demeyeceksin. Aman kimseyi kırmayayım, kimseyle aram bozulmasın diye sevmek üzerine yalan söylemeyeceksin. Bu eşin için de, işin için de, hatta yediğin yemek için bile geçerli.

Severek evleneceksin, severek çalışacaksın, sevmiyorsan işini kendini ne para ne kariyer ne de başka bir şey için kandırmayacaksın. Her gün söyleniyorsan bir şeylere, ya söylendiğin şeyleri değiştirmek için çaba harcayacaksın, ya da söylenmeyeceksin. Tembellikle, koyun olmakla, herkes gibi bir yaşamı seçip kolaya kaçmakla olmuyor bu işler. Varsa içinde mutsuzluk, eksikse arzuladığın sevgi, sevgiye doğru yol almak için hemen adım atacaksın.

Arkadaşlarını da seveceksin, oldukları gibi, bazen kızacaksın belki, bazen anlaşamayacaksın ama özünde sevgi varsa dostluğun, bu dostluktan korkmayacaksın. Statü için, eğlence için, birlikteyken havalı gözükmek için görüntüde arkadaş seçmeyeceksin. Kimseye yalandan arkadaş olmayacaksın. Ayıptır, çok ayıptır dostluğun çakması. Boştur, değersizdir, mutlu etmez, bunu unutmayacaksın!

Ya arkadaş seviyorsan, sevmeyi biliyorsan o zaman mutlu da oluyorsun. Öyle ya da böyle sevgi bulaşıcı olduğundan birileri, bir şeyler devamlı sevginle bütünleşip sana mutluluk olarak geri dönüyor mutlaka.

Haa bir de sevmekten utanmayacaksın. Deli mi diyorlar, desinler. Bu dünyada ne deliler geldi geçti, yıktı, kırdı, yaktı geçti, ne deliler ne savaşlar açtı, ne deliler ne düzenler kurdu, bir o kadar deli de o düzene uydu. Deliliğin kötü halinden, nefret halinden, gaddar halinden korkacaksın! Sen balkondaki çiçeklerine şarkılar söylerken, komşun tuhaf tuhaf bakıyorsa susma devam et şarkı mırıldanmaya. Tuhaflık sende değil, sana bir merhaba bile demeden sana dik dik bakan komşunda. Durakta buluştuğun sevgilinin boynuna atlayıp “çok özledim, çok seviyorum” diye ona sımsıkı sarılıyorsan, öpüyorsan ve o sırada yanındakiler “cık cık cık, cuk cuk cuk” diye ünlem hırıltıları ve homurtuları çıkarıyorlarsa hiç rahatsız olma. Sevgiden, aşktan geçmeyen bir avuç mutsuz gencin yaşlı halleridir onlar. Onlara acı geç sen, tut sevgilinin elinden yürü git! Olur da bir akşam böyle herkesin somurttuğu, kırıttığı, aynı ifadelerle boşboş bakındığı bir ortamda en sevdiğin şarkıyı duyarsan ve gülerek, neşeyle eşlik etmek istiyorsan, tutma kendini. İstediğin gibi söyle şarkını. Bakarsın o anlamsız insan kalabalığının içinden bir gülen yüz daha çıkar sana eşlik edecek, ya da bir cesur yürek daha yanına gelip seninle sohbet edecek, belki biri korkak bir sesle nakaratı mırıldanır, sonra sen sesini yükselttikçe o da seninle birlikte yükselmeye başlar sesinde, nefesinde, neşesinde.

Bizim insanımız biraz da böyledir aslında, içinde vardır deli tarafı, vardır sevgisi, neşesi ama çevresini saran mutsuzlar ordusuna çabuk yenik düşer, çabuk etkilenir etrafın havasından. “Elalem ne der” deyişi bir milleti bu kadar bozabilirdi, bu kadar sindirebilirdi coşku dolu nesilleri. Ama işte dönüp dolaşıp yine aynı yere geliyoruz. Seviyorsan korkmayacaksın, sevgine sahip çıkacaksın, mutluluğunu önemseyecek, ihtiyacı olanla paylaşacaksın, onu koruyup kollayacaksın.

Onu gripten bile daha çabuk, daha hızlı saçacaksın etrafına, saçacaksın ki her şeye rağmen bağışıklığı kötüye ve nefrete karşı zayıf olanlar hemen kapsın.

 Sağlıklı bir hayat için hepimize sevgiler, sevgi dolu bir hayat için de hepimize sağlıklı, sevgiyle yoğrulacak güzel bebekler dilerim!

Reklamlar