Etiketler

, , ,

Lodos bir baş ağrısı bir de sevgili hasreti çektirir” diye yazmış arkadaşım! Ne zaman lodos esse bizim burada deniz de tıpkı ruh halimiz gibi allak bullak olup üstümüze doğru kabarmaya başlıyor. Bir halsizlik, bir keyifsizlik bir de baş ağrısı lodosun kaprisi mi yoksa başka bir şey mi var tüm bunların anlamında? Sıcağı da beraberinde getiren bu rüzgarın neminden olsa gerek içimiz dışımız deniz misali kabarıyor işte. Dolunay da cabası!

Yedinci katın yüksekliğinde vızır vızır bir rüzgar sesi, arada bir iki kuş cıvıltısı ve çıplak ağaçların kuru dalları arasından dışarısı pek bir ağlamaklı görünüyor gözüme ama henüz gözyaşı yok. Lodosun gözü yaşlıdır derler, yağmur getirir ya ardından. Ama sabırsız insan yağmuru da sıkıntı gibi öncesinden çekiveriyor sanki havadan.

Öyle bir duygu var ki içimde, sanki bir anda bir patlama olacak ve yer gök, büyük küçük, canlı cansız ne var ise şu âlemde eriyen karlar misali sular seller taşacak da akacak gibi yeniden doğduğu yere geri geri. Hep ilerlerken yoruluyor insan ve durmak gerekiyor sanki bazı bazı. Durup da sıkılmak, bunalmak, sonra geriye doğru dönmek ve geriden bakmak gerekiyor sanki şu ana. Oradan bakınca görüyorsun ki sıkıntıların boşuna, öyle de ilerliyor insan böyle de. Acele etmeye gerek yok diyor sana geçmişin: “çünkü geleceğin de ben de şu anın eseriyiz”. Yavaşla ve anı yaşa ya da baş ağrısı çek!

Bırak kabarsın deniz, hep sen istiyorsun diye çarşaf gibi olacak değil ya! Kabarıyorsa da vardır bir bildiği unutma!

 

Reklamlar