Etiketler

, , ,

Budizm’de anlatılan ilginç bir öykü okudum bir kitapta ve çok hoşuma gitti. Paylaşmak istedim:

İki keşiş sadaka toplamak üzere dağdaki mabetlerinden inmişler. Bir nehir kıyısına geldiklerine, nehri geçemediğine üzülen bir genç kıza rastlamışlar. Yaşlı keşiş kıza: “ seni sırtımda taşırım” demiş. Ve kızı sırtladığı gibi karşıya geçirmiş.

Genç keşişin ise şaşkınlıktan adeta dili tutulmuş. Soru sormaya cesaret edemiyormuş. Ancak yirmi fersah kadar birlikte yürüdükten sonra artık dayanamayıp yaşlı keşişe sormuş: “  usta, biz keşişler bekâret yemini etmişiz, sen bir kızı nasıl sırtına alıp nehri geçiririsin?”

Yaşlı adam sükûnetle yanıtlar: “ benim onu sırtlayıp nehri geçirdikten sonra nasıl yere bıraktığımı gördün. Asıl sen nasıl olur da bu düşünceyi yirmi fersah kafanda taşır da hala bırakmazsın?”.

Bir diğer hikâye de şöyle:

Üç terzi aynı sokakta dükkân açmışlar. Üçü de en fazla müşteriyi çeken kendisi olmak istemiş.

Birinci terzi kapısına şöyle bir tabela asmış: “ Eyaletin en iyi terzisi benim.”

Bunu gören ikinci terzi daha ileri gitmek için “ Ülkenin en iyi terzisi benim” diye yazmış tabelasına.

Üçüncü terzi düşünmüş: şimdi benim de “ dünyanın en iyi terzisi benim” mi yazmam lazım? Bu konuda uzunca düşündükten sonra diğer iki terziyi müşterisiz bırakacak küçücük bir tabela asmış:

“ bu sokağın en iyi terzisi benim”.

Küçücük tabelaları okuyan herkese sevgilerle!

Reklamlar