Etiketler

, , , , ,

Yok hayır, hemen coşmayın, öyle fantazik bir seks yazısı değil bu. Bu, okunması bence şart olan en keyifli, en ilginç, en başarılı romanlardan birinin adı. Size tanıtım amaçlı bir yazı 🙂

Tesadüftür ki ben bu kitabı bundan seneler önce normalde çok sık izlemediğim Oprah Winfrey’in programında öğrenmiştim. Yazarı Jeffrey Eugenides konuktu ve hem kitabını hem de kendi hayat öyküsünü anlatıyordu. Her şey o kadar ilginçti ki bir anda ekranın karşısına yapışıp kalmıştım. Kitabını da aynı merakla ve zevkle okudum, hem de çok kısa bir sürede. Sonra şiddetle herkese okuyun diye yalvardığım, bazı arkadaşlarıma doğum günü hediyesi diye aldığım günleri hatırlıyorum. Sanırım içlerinden bir tek Abim okudu. Okudu ve bayıldı! Ha yine her zamanki gibi ödülsüz okumam diyenlere Pulitzer Ödülü’nü aldığını da ekleyeyim!

Kitapla, hikâyesiyle, konusuyla ilgili yazılacak ve tartışılacak çok şey var ama ben bunlara girmek istemiyorum, zaten kitap ilginizi çekerse okuduktan sonra bolbol google ve wikipedia’da hakkında bir şeyler okuyacaksınız. Ben sadece size kitabın içeriğinde ne kadar çok farklı unsur olduğundan bahsedeceğim ki belki biri sizi bir yerinizden yakalar da doğruca kitapçıya sürükler kitabı almaya.

Bu kitaptaki Yunan ailesinin hikâyesi Türkiye sınırlarında, Bitinos köyünde (Bursa’nın kuzeyinde olduğunu söylüyor yazar) başlıyor. İzmir’deki büyük yangın’la beraber Amerika’ya geçerken hikâye, bize ait, İzmir’e ait, o dönem bir arada yaşayan farklı etnik kökenli insanlara ait o kadar çok şeyden bahsediyor ki, pek çoğu size tandık geliyor. Bu da hoşunuza gidiyor sanırım. Kitap öyle tarihsel bir şeyler anlatmıyor, bir savı veya iddiası yok, sadece ailenin tarihi ile bağlantılı olan tüm diğer tarihsel olayları da yazarın veya ailesinin gözünden en samimi, en insancıl en doğal halleri ile aktarıveriyor bize.

Sonra Amerikan Rüyası bölümü başlıyor kitapta. 1922 sonrasında Cal’ın ailesinin Amerikan toplumunda asimile olmasını, olmamak için verilen mücadeleyi, o dönemki hayatlarına dair bir sürü ilginç hikâye var. 1900’lere gelince de artık Cal’ın kişisel ve cinsel kimlik yolculuğunun tamamlanmasını okuyoruz.

Evet evet, cinsel kimlik yolculuğu! Ne oldu, birden ilginiz mi arttı ??? Hahaha, işte kitabın ismi de buradan geliyor. Kitabın tarihsel olaylar ve ülkeler, kültürlerle ördüğü hikâyenin temelinde bu ailenin torunu ve hikâyeyi anlatan kahramanımız Cal’ın bir hermafrodit olması var. Yani Cal’ın 5-Alfa Redüktaz Enzim Eksikliği vardır. Yani hem testis hem overleri vardır. Yani küçükken fark edilmez ama kız çocuğu olduğu düşünülüp uzunca bir süre kız çocuğu olarak yetiştirilen Cal aslında bir erkektir ve bunu 14 yaşına gelip de hormonları daha güçlü çalışmaya başlayınca fark eder. Beyni hormonları sayesinde maskülendir ama yine hormon bozukluğu nedeni ile genital organları aynı yönde gelişmemiştir.

Kitapta Cal’ı bir kız çocuğu olarak tanıyıp, benimsemişken bir de bakıyoruz ki Cal erkeğe dönüşüyor. Tabii böyle benim yazdığım kadar basit değil bu değişim. Bu süreçte o kadar çok ilginç hikaye, o kadar çok farklı duygu yoğunluğu var ki işte tam da bunların okunması lazım gibi geliyor bana.

Dediğim gibi kitapta tarih var, anılar var, cinsiyet sorunu, cinsel kimlik gelişimi var, aşk, macera, Amerikan rüyası, etnik kimlik karmaşası ve her şeyden güzeli eğlenceli, neşeli ve samimi bir dil var. Yeri gelecek katıla katıla güleceksiniz, yeri gelecek kızacaksınız ve yeri gelecek içinizde tatlı bir hüzünle kitabı göğsünüzün üstüne bastırıp bir müddet tam da o sırada okuduğunuz bölüm üzerine biraz düşünmek ve hissetmek isteyeceksiniz.

Bu sıralar samimi bir dilden sıcacık bir aile hikâyesi dinlemek ister gibi hissediyorsanız o zaman bu kitabı okuyun derim!

Reklamlar