Etiketler

, , , , , ,

Büyük bir şehrin küçük bir barında tanıdıkları erkekleri küçük dünyalarının büyük kahramanları yapan kızlar tanıdım. Soğuk bir gecede sıcacık aşklarını yaşayan çiftler gördüm burada. Heyecanlı delikanlılar vardı içerek erkekliğe soyunan ve kollarında utanmaz kadınlar kahkahalar atarlardı. Barın köşesinde, her zamanki yerinde olmaktan gurur duyan müdavim orta yaşlı erkekler “her zamankinden” içkilerini yudumlar her zaman olduğu gibi etrafı süzerlerdi ve her zamanki gibi bir merak uyandırırlardı yeni gelmeye başlayan bayanlarda. İş çıkışı içkilerini alan yeni nesil iş adamları, yanlarında şık giyimli saçları yapılı iş kadınları olurdu iş çıkışı saatlerinde. Ve hepsinden güzeli dostlar gelirdi buraya. Bitmeyen neşeli muhabbetleri, hareketlerindeki coşku ve kahkahalarındaki samimiyet etrafı sarar daha bir güzelleştirirdi mekânı. En çok onları severdim. Gecenin sonunda hesabı birbirilerine ödeten arkadaşlar, hesabı ödemek için ısrar eden arkadaşlar, hesabı paylaşan arkadaşlar. Hesapsız arkadaşlıklar.

Büyük bir şehrin küçük bir barında başladım insanları öğrenmeye. Küçük bir kızın büyük merakları içinde tanıdım insanları. Kimler var benden başka bu şehirde yaşayan, neler var benimkilerden farklı yaşanan, hepsini burada öğrendim. Önce ilk hayranlıklarımı yaşadım. Benden daha büyük daha özgür ve daha farklı yaşayan herkese hayran olmaya başladım. Nusret abinin yazları Bodrum’da geçen tekneli hayatına, Sema ablanın resim atölyesindeki gece çalışmalarına, Kaşar Özgür’ün aşk maceralarına ve birçoklarının düşlerimden öte yaşadığı her hayata hayran kaldım. Sonra ilk aşklarım başladı. Etkileyici bulduğum her yakışıklıyı, henüz bilmediğim o gece yalanları dediklerine inanıp sever oldum. Sevildim, öpüldüm, oyalatıldım ve birçok kez terk edildim ama sonunda yaşayarak öğrendim. Acı çektim ama çok da heyecan yaşadım. Ve büyüdüm. Zamanla en güzel dostlukları kurdum burada. Arkadaş olmayı ve her şeye rağmen arkadaş kalabilmeyi öğrendim.

Büyük bir şehrin küçük bir barında alıştım hayata dair çirkinliklere. İçkilerinde boğulan hayat hikâyeleri dinledim. Acılara, yalanlara, mutsuzluğa,  parasızlığa ve aşksızlığa onlarla ağladım. Basit insanların dertlerine, kendi hayatımın daha da basit dertlerine ağladım. Sonra daha büyük çirkinlikler gördüm o zaman da ağladığıma güldüm.

Büyük bir şehrin küçük bir barında şahit oldum dünyanın en tatlı kahkahasına. Küçücük bir kadından çıkan kocaman kahkahalardı bunlar. Hayatla olduğu kadar kendiyle de dalga geçebilen bir kadın tanıdım burada. Dinlerken belki de tecrübesizliğimden ve saflığımdan bana dehşet verici gelen her şeyi zamanla olgunlaştıkça anladım. Ve anladım ki her şeye rağmen hayatın acımazlığına ve hain planlarına karşı kocaman kahkahalar atabilecek kadar cesur olmak. Cesareti kaslı adamlarda, ünlem işaretiyle sonlandırılan kesin ve keskin cümlelerde değil küçük kadınların büyük kahkahalarında buldum.

Peki ya küçük bir şehrin, büyük bir barında olsaydım?

1999

Reklamlar