Etiketler

, , , , , , , , ,

Eskiden radyolarımız, internetimiz ve müzik kanallarımız yokken müzik daha farklı bir parçasıydı sanki hayatlarımızın. Daha mühimdi, daha özeldi ve daha bir bizdendi.

Radyolu walkmenlerimizi ilk aldığımız günlerin heyecanları olurdu, kulaklıklarımızı değiştirirdik eskidikçe, pil tüketirdik hem de avuç avuç. Boş kasetler satın alırdık, siyah raks kasetler, köşeli tükenmez kalemlerle sarardık bir geri bir ileri, fazla çalmaktan bozulurdu kasetlerimiz ve şarkıların sesi yamulurdu dinlerken. Odalarımızda küçük kasetçalarlı radyolar her akşam avaz avaz çalarken ya ders yapardık, ya dans eder ya da hayal kurardık en zengininden, en güzelinden. Aşklarımızı, acılarımızı ve hayal kırıklıklarımızı müzikle pekiştirir, hatıralarımızı yüklerdik şarkılara. Ve hepsi o şarkılarda ölümsüzleşirdi bizim için.

Her albümün bir hatırası olurdu, ne de olsa o zamanlar şarkıları seçerek gitmezdik, albüm alırdık, kaset alırdık. Evet, bazen de Akmar’a gidip seçtiğimiz şarkılardan kasetler çektirirdik, ya da arkadaşlardan kopyalar en kıymetli kaset arşivimize eklerdik. Kasetlerimizi koyduğumuz karton ayakkabı kutularımız olurdu tıpkı mektuplarımızı sakladıklarımız gibi, ya da şimdi çanta yaptıkları kaset kutularımız vardı rengârenk. Kıymetliydi kasetlerimiz, çünkü kıymetliydi yaşadıklarımız, anılarımız ve duygularımız!

Bugün hala bazı albümler vardır dinlemekten bıkmadığım. Dinledikçe beni eski günlerime götürür ve gülümserim, hatırlarım. Neler yaşadığımı anımsatan günlükler misali, yazısızdır dinlediklerim ve beni bugünden alıp götürür gerilere. Belki biraz melankolikleşirim ama güzeldir melankoli, ihtiyaçtır zaman zaman geriye gitmek, gidebilmek. Tavsiye ederim!

Bugün yağmurlu ve karanlık bir gün; bilinçaltımda eski yağmurlu ve karanlık günlerden gelen bir hisle Simply Red’in “A New Flame” albümünü dinlemek istiyorum. Her ne kadar kaseti yoksa da, Cd’si de arşivimde özenle saklanıyor olsa da; tabii ki bilgisayarımdan albümü açıp yeni teknolojiyle dinliyorum. Bize müziği getiren araçlar değişse de müziğin getirdikleri hiç değişmiyor. “It’s only love” ilk şarkı artık ezbere biliyorum ve ilk şarkıyla birlikte çıkacağım yolculuğu biliyorum, bana hissettireceklerini de biliyorum. Bana o yıllarda okul sonrası kış günlerinde evde geçirdiğimiz akşamüstlerinin tatlı sıcaklığını, çayın ve böreğin kokusunu, abimle yaptığımız sohbetleri, o dönemki platonik sevdamı, hayallerimi ve her şeyden güzeli evdeki mutluluğumu ve hissettiğim güven duygusunu anımsatarak beni en derinden bir yerlerden yakalayacak yine tüm şarkılar. Yakalanmak istiyorum bu sabah demek ki!

Peki ya siz? Siz de zaman zaman yakalanmak istemez misiniz kendi geçmişinizdeki o güzel zamanlara? Hangi albümler vardır kalbinizin en kıymetli yerinde? Hangi albümdeki tüm şarkıları ezberlemişsinizdir? Hangi şarkıcılar hayatınızın o döneminde en yakın dostunuz olmuştur hiç yüzyüze gelmeseniz de; hangileri dinlemişti sizi, hangileri anlamıştı sizi herkesten daha iyi? Hangi şarkıları sizi hiç tanımasalar da sizin için yazmışlardı hatırlıyor musunuz? Hatırlayın !

Reklamlar